Ölüm hak.
Herkezin başına muhakkak gelecek kaçınılmaz bir olay. Kimsenin inkar edemediği büyük hakikat.
07,04,2012 Cumartesi günü bu hakikat bir kez daha tecelli etti.
Mahallemizden tanıdığımız,sevdiğimiz, büyüğümüz, görev arkadaşım İlyas Hoca'nın babasını ebedi aleme yolcu ettik.
Onu kaybetmekle köyümüz tek İnci'li 'sini kaybetmiş oldu. Kendisine Allah'ın Rahmetini dilerken yakınlarına, hoca arkadaşım İlyas'a başsağlığı ve sabırlar dilaklerimi iletiyorum.
Allah rahmet eylesin.
Arama sonucunda 78 adet mesaj bulundu
İNCİLİ BÖNCÜ - Ptsi Nis. 09, 2012 8:39 am
Neler Oldu? - C.tesi Mart 24, 2012 6:29 am
Merhaba arkadaşlar.
Sorun bendenmi kaynaklanıyordu,yoksa başka bir şey mi, bilmiyorum. Uzun zamandır siteye ulaşamıyordum. Ama şimdi görüyorumki kimse de pek paylaşım yapmamış.
Bu hususta yönetici de bir açıklama yapmamış
Neler oldu bir özetleyebilecek varmı?
Abdullah Soylu - Ptsi Eyl. 05, 2011 1:52 pm
Birkaç ay önce atarabasından düşüp, omuriliği zedelenen ve hemen hemen 3 ay boyunca komada kalan Abdullah amcamız dün itibarıyla vefat etti.
İl müftüsününde katıldığı kalabalık cenaze namazından sonra defnedilen Abdullah amcamıza Allah'tan rahmet, yakınlarına da büyük sabırlar dileriz.
Allah mekanını cennet aylesin.
bayramınız kutlu olsun - Salı Ağus. 30, 2011 9:50 pm
Herkezin Ramazan bayramını kutlar,
Köyümüze,şehrimize,memleketimize,tüm islam alemine hayırlar getirmesini temenni ederim.
RAMAZAN DİNLETİLERİ... - Ptsi Ağus. 29, 2011 6:15 am
Bir değişik eser daha..
Sesi tatlı ama kendi yaşamı acı ve sesini yanlış yerlerde kullanan biri. Şu günlerde sağlığın ne büyük şükür gerektirdiğini düşünüyordur herhalde.
Neredeyse bayrama ulaştığımız şu günlerde bizimde şükretmemiz gerekiyor. Hemde kesintisiz.
oruçsuz, fatih sokakların da dolaşmak. - Salı Ağus. 23, 2011 10:28 am
Ben şahsen gidişattan korkmaya başladım.
Hayır kimsenin özgürlüğüne karışıyor değilim. Fatihte insanlar belki dayak korkusundan birşeyler yapamıyorlardı. Ama Türkiye'nin genelinde bir saygı hakimdi.. Belki sahil kesimler hariç.
Şehirlere Ramazanın geldiği hissedilirdi. Açık olan lokantalar perdeli olur,dıştan görünmemeye çalışılırdı. Sokakta açıktan sigara-su içene az rastlanır, o da şehrin genel havasını bozmazdı.
Ama işte ne olduysa yakın zamanlarda oldu. Artık insanlar açıkca oruç tutmuyorlar. Ve inanın minarelerde mahyalarda olmasa, ışıklarda olmasa şehre Ramazanın geldiği nerden belli olacak? Teravihlerde tek ölçü değildir bana göre. Siz bakmayın medyanın mahalle baskısı deyimine..Koca Türkiye'de bir-iki örnekten yağ çıkarmaya çalışıyorlar. Tersinden bir baskı ise çok yerde var.
Kim ne dese desin,kim ne mazeret ileri sürerse sürsün,geçmişte bir hiristiyanın yahudinin oruca gösterdiği saygıyı- hürmeti bugün adı müslüman olanlar göstermiyorsa, önemde vermiyorlarsa, Bu açıkça Allah'a isyandır. Emrini yapmıyoruz ve saygımızda yoktur mesajıdır. Bu beni korkutmakta.
Üstad Bediuzzaman hazretleri Birinci Dünya Savaşını önemli bir toplantıda değerlendirirken ( Allah bizden beş vakit namaz istedi, yapmadık: Beş sene süründük. Allah bizden malımızın kırkta birini zekat istedi,vermedik: Savaşla malın tamamını aldı. Bir ay oruç istedi, tutmadık: beş-altı sene bize açlık çektirdi....-eserinden okunabilir-) buyuruyor.
Onun için bu itaatsizlik sonuç itibarıyla beni korkutmakta.. Allah bolca verdiği nimetleri bir gün geri alabilir. Başımıza bu saygısızlık yüzünden ummadığımız yerden bela gelebilir.
Bundan korkmaktayım.
RAMAZAN DİNLETİLERİ... - Salı Ağus. 16, 2011 11:13 am
Aslında bu parçanın hikayeside var. Şöyleki;
1999 da Ramazanda İstanbul'da askerim. Aracın içinde giderken Kral fm'i açtılar. Bir iki parça sonra bu parça çaldı.Çok beğendim. Kasetçilere sordum, Gürses hayranlarına sordum. Hiçbirisi böyle bir parçayı bilemedi. Adını da bilmiyorum. Bilsem söyleyeceğim kolayca bulacaklar.
Bulamadım.. Yıllar geçti. Unutmuştum. Bu rmazan birden aklıma düşüverdi. İnternet denen nimeti tarayıverdiğimde buluverdim.Bence Gürses hayranlarıda bolca dinlemeli. Parasal dürtülerle böyle bir parça hazırlanmışta olsa, bence parça vicdanın sesidir.
Seveceğinizi umarım..
RAMAZAN DİNLETİLERİ... - Salı Ağus. 16, 2011 11:04 am
Müslüm Gürses--Tövbe Etmek Ne GüzeL {Cennet Bahçesi}
Artık Günahları Bırakmalıyız
Zaman Varken Tövbe Etmek Ne Güzel
Bu Dünyadan Sonra Ahiret İçin
Allah'a İbadet Etmek Ne GüzeL
Bitmeyen Bir Hayat Bizi Bekliyor
Canın Ne İsterse Rabbim Veriyor
Öyle Yaratmışkı Sözler Yetmiyor
Cennet Bahçesine Girmek Ne GüzeL
Kabir Melekleri Gelecek Bir Gün
Belki Güleceğim Belki Üzgün
İnsallah Defterim Olursa Düzgün
Sırat Köprüsünden Geçmek Ne GüzeL
Bitmeyen Bir Hayat Bizi Bekliyor
Canın Ne İsterse Rabbim Veriyor
Öyle Yaratmışkı Sözler Yetmiyor
Cennet Bahçesine Girmek Ne GüzeL
Ne GüzeL Ne GüzeL Tövbe Etmek Ne GüzeL
Ne GüzeL Ne GüzeL Tövbe Etmek Ne GüzeL
Ne GüzeL Ne GüzeL Tövbe Etmek Ne GüzeL
Ne GüzeL Ne GüzeL Tövbe Etmek Ne GüzeL....
ramazan ayı 2011 - Salı Ağus. 09, 2011 11:20 am
Kimse ortalıklarda yok.
Mahallede (sitede) artık kimse oturmuyormu?
Herkez facebooklara mı kaydı?
BİLGİLER:
Köyde şu an iki yerde hatimle teravih kılınmakta.
Üç yerde de teravih dışarıda kılınmakta..
Bildiğim kadarıyla da dört camide de çay ikramı yapılmakta.
Köylü birbirlerine gereken ikramı yapmakta..
Bu arada Afrika' yıda göz ardı etmedik.Geçen Cuma tüm camilerden toplanan yardımlarda köydende iyi paralar toplandı.
Peki yeterlimi?
Hayır! Afrika açlıktan kurtulana dek ne yapsak azdır.
Dünyanın bir yerlerinde insanlar zayıflamak için milyonlar harcarken,
Dünyanın çoğunda israf diz boyu iken,
Afrika nın açlık çekmesi bir insanlık dramıdır.
Ve bu Ramazan onun için ağzımızın tadı yoktur.
Kampanyalar devam ediyor,edecek..Elimizden gelen gayreti gösterelim.
Neyse..Bende Ramazanınızı tebrik etmek istemiştim. Hayırlı Ramazanlar.
Süleyman ÖZSOY - Çarş. Haz. 22, 2011 12:58 pm
Karacanın Süleyman Özsoy vefat etti ve dün defnettik.
Biraz geç kaldık ama benden daha erken yazan olmadığına göre geç sayılmaz.
Süleyman deyince;
Bu dünya bütün ihtişamıyla Peygamber Süleyman(as)a kalmadı,
Bütün muhteşemliğiyle Kanuni Süleyman'a kalmadı,
Elbette karaca nın Süleyman'a da kalmayacaktı ve öyle oldu.
Not: (Elbette bizede kalmıyacak.)
MEKANI CENNET OLSUN.
Selahattin Kabalak - Salı Haz. 14, 2011 10:34 pm
Köyümüz sakinlerinden Selahattin Kabalak vefat edip bugün defnedilmiştir.
Kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı,afiyetler,sabırlar diliyoruz.
Mekanı cennet olsun.
Annen seni internetten mi download etti? - Salı Mayıs 31, 2011 11:00 am
Alıntı: Nuh Gönültaş Bugün gazetesi. (yazıdaki kötü ifadelerden dolayı özür dilerim ama gerçek bu)
BUNLAR GERÇEKTEN VİCDANSIZ.
Düşünebiliyor musunuz, İran'ın kendi bağımsız internet ağını kurma çalışmaları Türkiye'de bir gazetede "Helal internet" diye manşet oluyor.
Mesaj çok açık.
Hem İslami bir kavram olan "helal" kelimesi ile alay ediyor hem de diyor ki, "Türkiye'de de internet kısıtlanmaya çalışılıyor, bakın İran'a benzemeye başladık..."
Bunlara kalsa helal ve haramı unutturacak. Helalsiz ve haramsız bir hayatı dayatacaklar.
Bırakın artık bu saçmalıkları. Acınacak haldesiniz farkında mısınız?
İnsan bir duruma karşı çıkabilir ama bunu yaparken düzeyli, nitelikli davranmak gerekir ki haklılığınız kitleler tarafından da kabul edilsin!
Hatırlayın, Türkiye'de güvenli internet çabalarına karşı İstanbul'da yapılan yürüyüşte çocuklara "Pornoma dokunma" pankartı taşıtmışlardı.
Çarpıtmakta üstlerine yok.
22 Ağustos'ta yürürlüğe girecek olan güvenli internet seçenekleri arasında sizin porno izleme özgürlüğünüz elinizden alınmıyor ki. Sadece çocuklarını ve ailesini korumak isteyenlere yeni bazı filtre imkânları getiriliyor.
Siz pornonuzu izleyin, size bir şey diyen var mı?
Yok!
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül güzel ifade etti:
"İnternet fırtınalı bir deniz. Bu denizde seyahat ederken kendilerini bu fırtınadan korumak isteyenlere güvenli limanlar sunmak gerek. Filtre işiyle yapılan budur."
Şimdi...
Geçtiğimiz cumartesi gecesi Chymera denilen internetin yeni fenomeni olan liseli genç çocuğu izlemek için Kanal D'de Disko Kralı'nda takıldım.
Chymera nickli liseli çocuk BlogTV'de İngiltere'de bir kızla konuşuyor. Yarı Türkçe yarı İngilizce iletişim kurmaya çalışıyor. Bunu yaparken de gerçekten çok komik durumlar oluşuyor ve bu çocuk gece vakti internette beş bine yakın kişi tarafından takip ediliyor.
Chymera konuştuğu Kitty adındaki İngiliz kızı İslam'a davet ediyor. Ona şahadet getirtmeye çalışıyor. Bozkurt selamı yaptırıyor. Evini gezdiriyor, ara sıra kıza Türkçe küfürler de ediyor.
Ne ilginç bu Chymera ancak sabah namazı için ekran başından kalkabiliyor! Çocuk diyor ki, "Biz o kadar dindarız ki babam bile eşarp takıyor..."
Hatta kıza ilahi öğretiyor "Kola Turka içelim Allah'a secde edelim..."
Neyse...
Chymera'yı izlerken programa bir kadın telefonla bağlandı ve 22 Ağustos'ta başlayacak olan güvenli internet uygulamasını son derece edepsiz sözlerle eleştirmeye başladı.
Programın zaten düşük olan düzeyi bir anda dip yaptı.
Diyor ki:
"İnternet yasakları devreye girdiğinde porno izleyemeyeceğiz. Oysa ben üç çocuk yapmak istiyorum. Porno izlemeden üç çocuğu nasıl yapacağız?"
Vay vay vay!
Bu mudur sizin düzeyiniz, hayat seviyeniz, yasaklara karşı çıkma biçiminiz?
Bu ne demek arkadaş!
Hemen zihnime bir sürü soru üşüştü...
Anan-baban seni yaparken pornomu seyrediyordu?
İnternet yokken insan nesli nasıl devam ediyordu?
Ebeveynin seni doğurmak yerine internetten mi download etti?
Bu ne seviyesizliktir, bu ne düzeysizliktir, bu ne ş!..
Güya bu sözleriyle Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, vatandaşlara Türkiye'deki genç nüfusun azalmaması, ülke nüfusunun dinamizminin korunması için önerdiği "en az üç çocuk" talebi ile alay ediyordu.
Okan Bayülgen pornoculuk savunarak yasaklara karşı çıkmanın vahametini erken kavradı ve kadına bu şekilde konuşursa "sansürcülere koz verebileceği" imasında bulundu.
Vallahi tefessühün bu derecesine ne diyeceğimi bilemiyorum.
Tem otoyolunda seyahat ederken Bağcılar civarına geldiğimde bir bölgeye öbeklenmiş gazete ve televizyon tabelalarını görünce hep şunu söylerim:
"İşte Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olan medya probleminin karargâhı burası..."
Neyse, madem burası demokrat bir ülke.
"Herkes diyeceğini der, kararı millet verir..."
BUDA GEÇER YA HUU. - Salı Mayıs 24, 2011 6:34 pm
Alıntı: internette dolaşan yazılardan biri..
Buda Geçer Ya Huu!!
Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşır.
Karşısına çıkanlara, kendisine yardım edecek, yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar.
Köylüler, kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin küçük olduğunu söyler ve Şakir diye birinin çiftliğini tarif edip oraya gitmesini salık verirler....
Derviş yola koyulur, birkaç köylüye daha rastlar. Onların anlattıklarından, Şakir'in bölgenin en zengin kişilerinden birisi olduğunu anlar.
Bölgedeki ikinci zengin ise Haddad adında bir başka çiftlik sahibidir.
Derviş, Şakir'in çiftliğine varır. Çok iyi karşılanır, iyi misafir edilir, yer içer, dinlenir.
Şakir de, ailesi de hem misafirperver hem de gönlü geniş insanlardır...
Yola koyulma zamanı gelip Derviş, Şakir'e teşekkür ederken, "Böyle zengin olduğun için hep şükret." der. Şakir ise şöyle cevap verir:
"Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen, gerçeğin kendisi değildir. Bu da geçer..."
Derviş, Şakir'in çiftliğinden ayrıldıktan sonra bu söz üzerine uzun uzun düşünür.
Birkaç yıl sonra, Derviş'in yolu yine aynı bölgeye düşer.
Şakir'i hatırlar, bir uğramaya karar verir.
Yolda rastladığı köylülerle sohbet ederken Şakir'den söz eder.
"Haa o Şakir mi?" der köylüler,
"O iyice fakirledi, şimdi Haddad'ın yanında çalışıyor."
Derviş hemen Haddad'ın çiftliğine gider, Şakir'i bulur. Eski dostu yaşlanmıştır, üzerinde eski püskü giysiler vardır. Üç yıl önceki bir sel felâketinde bütün sığırları telef olmuş, evi yıkılmıştır. Toprakları da işlenemez hale geldiği için tek çare olarak, selden hiç zarar görmemiş ve biraz daha zenginleşmiş olan Haddad'ın yanında çalışmak kalmıştır.
Şakir ve ailesi üç yıldır Haddad'ın hizmetkârıdır. Şakir, bu kez Derviş'i son derece mütevazı olan evinde misafir eder.
Kıt kanaat yemeğini onunla paylaşır...
Derviş, vedalaşırken Şakir'e olup bitenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğunu söyler ve Şakir'den şu cevabı alır:
"Üzülme... Unutma, bu da geçer..."
Derviş gezmeye devam eder ve yedi yıl sonra yolu yine o bölgeye düşer.
Şaşkınlık içinde olan biteni öğrenir.
Haddad birkaç yıl önce ölmüş, ailesi olmadığı için de bütün varını yoğunu en sadık hizmetkârı ve eski dostu Şakir'e bırakmıştır.
Şakir, Haddad'ın konağında oturmaktadır, kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine yörenin en zengin insanıdır.
Derviş eski dostunu iyi gördüğü için ne kadar sevindiğini söyler ve yine aynı cevabı alır:
"Bu da geçer..."
Bir zaman sonra Derviş yine Şakir'i arar.
Ona bir tepeyi işaret ederler.
Tepede Şakir'in mezarı vardır ve taşında şu yazılıdır:
"Bu da geçer."
Derviş,
"Ölümün nesi geçecek?" diye düşünür ve gider.
Ertesi yıl Şakir'in mezarını ziyaret etmek için geri döner; ama ortada ne tepe vardır ne de mezar. Büyük bir sel gelmiş, tepeyi önüne katmış, Şakir'den geriye bir iz dahi kalmamıştır...
O aralar ülkenin sultanı, kendisi için çok değişik bir yüzük yapılmasını ister.
Öyle bir yüzük ki, mutsuz olduğunda umudunu tazelesin, mutlu olduğunda ise kendisini mutluluğun tembelliğine kaptırmaması gerektiğini hatırlatsın...
Hiç kimse sultanı tatmin edecek böyle bir yüzüğü yapamaz.
Sultanın adamları da bilge Derviş'i bulup yardım isterler.
Derviş, sultanın kuyumcusuna hitaben bir mektup yazıp verir.
Kısa bir süre sonra yüzük sultana sunulur.
Sultan önce bir şey anlamaz; çünkü son derece sade bir yüzüktür bu.
Sonra üzerindeki yazıya gözü takılır, biraz düşünür ve yüzüne büyük bir mutluluk ışığı yayılır: "Bu da geçer" yazmaktadır.
Bu da geçer Ya Hû
'Bu da geçer Ya Hû' sözünün aslı bundan bin küsur sene önceye, Bizans dönemine uzanır. Bizanslılar, fena bir işe uğradıkları zaman 'Bu da geçer' mânâsına gelen 'k'afto ta perasi' demektedirler.
İbare, Selçuklular zamanında İran taraflarına geçer; ama Farsçalaşıp “in niz beguzered” olur; Osmanlılar devrinde Türkçe söylenip “bu da geçer” yapılır.
Derken, tekkelerde ve dergâhlarda da benimsenir ve sonuna 'Ya Allah' mânâsına gelen bir 'Ya Hû' ilave edilip 'Bu da geçer Ya Hû' haline gelir.
Osmanlıca Seçmeli Ders Olmalı-Basın Açıklaması - Salı Şub. 22, 2011 10:26 am
Gençlerimiz geleceğe daha net, güvenle bakmak istiyorlarsa donanımlı olmak zorundalar.
Bu yüzden belirtilen kurslara katılıp kendilerini geliştirmeleri lazım. Osmanlı arşivleri hala bakir bir alan. Arşivler uzmanlaşan araştırmacı gençleri bekliyor..
refik gülcünün eşi - Paz Şub. 20, 2011 5:25 pm
Allah'tan merhuma rahmet,
Kalanlara sabır, sıhhat ve afiyet,
Bizlere de ibret ,
Almayı nasib etsin inşaallah.
-Mevlid Kandili Hakkında- - Ptsi Şub. 14, 2011 9:41 pm
verdiğin bilgiler için teşekkür ederken şükrü,
Bu arada herlezin Mevlid kandilini kutlarım.
Tüm islam alemine hayrlar getirmesi dileğiyle..
1991/1 TERTİPLERİN GİDECEĞİ ADRES VE TARİHLERİ - C.tesi Şub. 12, 2011 1:32 pm
Sevgili Muhtarım.
Paylaşımınız yerinde ve güzel, teşekkürler.
TAKVİMDEN YAPRAKLAR 2011 - Paz Ocak 30, 2011 1:48 pm
PAPAĞAN
Üç Amerikan askeri , Irak’ta bir bakkal dükkanına girerler. Alışveriş yaparken “kahrolsun Amerika” diye bir ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir papağandan geldiğini anlarlar.
Bunun üzerine bakkala:
--- Bu papağanı buradan yok et. Yarın geldiğimizde görürsek, seni mahvederiz, derler.
Askerler gittikten sonra, bakkal kara kara düşünmeye başlar, çünkü papağanını çok sevmektedir. Derken aklına cami imamınnın papağanı gelir. Hemen imamın yanına koşar, başından geçenleri anlatır ve:
--Hocam eğer sakıncası yoksa, papağanları değiştitirelim, der. Hoca kabul eder ve değişim gerçekleşir. Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir ve papağanı görürler:
-- Biz sana bunu yok edeceksin demedikmi?
Bakkal “bu papağan o değil” dese de inandıramaz. Askerin biri, “ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup olmadığını” der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:
--Kahrolsun Amerika!
Ses çaıkmayınca, bakkal dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
--Kahrolsun Amerika!
Ses yok
--Kahrolsun Amerika!
Ses yok.
--Kahrolsun Amerika!
………
Papağan dile gelir:
-- AMİİİNNNNNN
ahmet yener'de aramızdan ayrıldı. - Salı Ocak 25, 2011 3:25 pm
Merkez Camiinin devamlılarından,
Eski ustalardan,
Güzel insanlardan,
Kur'an okurken güzelce ağlayanlardan,
Allah Rasülünün mevlidinde gözyaşı dökenlerden,
Ahmet Yener amca vefat etmiştir.
Biz iyi biliyoruz kendisini, Allah rahmet eyleye..
ibrahim ışık vefat etti - Paz Ocak 23, 2011 10:04 am
Allah rahmet eylesin. Günahlarını affeylesin. Sevaplarını ise kat kat arttırarak yazsın. Yakınlarına güzel bir sabır ile sabretmeyi nasip eylesin.
Merhum benim büyük dayımın oğlu olur.
TAKVİMDEN YAPRAKLAR 2011 - Cuma Ocak 14, 2011 8:28 pm
EİNSTEİN VE ŞÖFÖRÜ
Einstein konferanslarına hep özel şöförü ile gidermiş. Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şöförü Einstein'e :
"Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken bende arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum" demiş. Einstein gülümseyerek ona bir öneride bulunmuş:
"Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar, o halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen yap konuşmayı, bende arka sırada seni dinlerim" Söylenen yapılmış. Şöför gerçekten başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan tüm soruları yanıtlamış. Tam yerine oturacağı zaman bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu sormuş. Şöför hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:
"Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip" demiş. Sonra da salonun arkasında oturan Einstein'i işaret ederek şöyle devam etmiş:
"Şimdi size arka sırada oturan şöförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu göreceksiniz o bile yanıtlayacak"
TAKVİMDEN YAPRAKLAR 2011 - C.tesi Ocak 08, 2011 8:13 am
Sevgili arkadaşlar. 2011 yılına başlarken takvimimizde çok güzel bir konu ile başlıyor:
BESMELE
Besmele "Bismillahirrahmanirrahim" ( Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adıyla başlarım. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla başlarım) demektir. Müslüman yapacağı bütün doğru, meşru, helal işlerde bu cümleyle başlamalıdır.
Besmele Allah'a güvenmenin, O'na teslim olmanın, O'ndan yardım dilemenin, O'na sığınmanın ifadesidir.
Mü'min her hayırlı işinde sadece Allah'ın yardımına güvenir, O'nun rahmetini umar. Çünki herşeye hayat veren Allah'tır. Herşey O'nun iradesiyle başlar ve yine O'nun iradesiyle son bulur. Bu sebeble her meşru işe O'nun adını anarak başlamak, müslümanın temel hedefi olmalıdır.
Sevgili Peygamberimiz (sav) "Besmele ile başlanmayan her önemli iş sonuçsuz kalır." buyurmakla bizleri bu konuda uyarmıştır.
NOT: Yeni bir yıla girerkende en basiti ile Besmele ile başlamak gerekiyor o zaman. Eğlence ve içki, haram piyango vs. vs. ile yeni bir yıla başlangıç yapmış olanlar yıla hayırla mı başlamış oluyorlar, şerle mi? Artık bunu da yapanlar düşünsün.
Bu arada konu ile alakalı çocukluktan beri ezberlediğimiz besmele hakkında bir BİRİNCİ SÖZ varki konuyu daha iyi anlama adına güzel bir eser. Onuda tavsiye ederiz. Bilenler bir kez daha okuyabilir, bilmeyenlerde bilmiş olurlar.
Takvimden yapraklar. - Perş. Ara. 30, 2010 12:54 pm
Teşekkür etmekle beraber sendende benzer katkıyı beklerim, önümüzdeki yılda.
Bu arada Profiline bir resim koysan artık. Yakışıklılığını sadece özel idare de gösterme.
KARACAOĞLAN ŞİİRİNDEN (ENZİLİN KELİMESİ) - Perş. Ara. 30, 2010 12:51 pm
Bende epey arştırdım, bulamayınca öyle yazıverdim. Zannederim bunu eski edebiyatçılar bilir.
Eski Osmanlıca-Türkçe lugatlarda bulunabilir. Aslında çok hayret ettim. Çünki Karacaoğlan türkçe kullanan bir şairdir. Kolay kolay yabancı kelimeler kullanmaz. Kaynağında hata varmı, bilmiyorum. Ben takvim yaprağından yazmıştım. Orada şiir o şekilde geçiyor.
Sitede öğretmenlerimiz vardı, okullar açılınca pek görünmez oldular. Aslında onlar belki bilebilirdi.
KİMİN YILBAŞI ? - Perş. Ara. 30, 2010 12:46 pm
Hayrettin Hoca işi özetlemiş. Bu husus alimlerim arasında da geniş işlenir.
Hatta her yılbaşına doğru Diyanet talimat verir, bizde hutbelerde halkı uyarırız.
Herkez kendi kararını kendisi verecek artık.
Takvimden yapraklar. - Perş. Ara. 30, 2010 7:14 am
DEĞERLENDİRME
Evet "takvimden yapraklar" da yolun soluna geldik. Yılın yarısından başlayan bu süreçte sizinle birşeyler paylaştık. Aslında daha fazla paylaşım olabilirdi. Bu biraz benim tembelliğimden oldu. Nice değerli bilgileri not edemedim. Aslında siz değerli üyelerde takvimlerinizdeki bilgileri paylaşmak suretiyle daha içeriği bol bir paylaşım sunabilirdik.İnşaallah gelecek sene bu tip paylaşımlar olur.
Yazıyoruzda acaba okuyan varmı? dediğimizde zannederim okunuyordu. Çünki görüntülenme sayısı hayli yüksek. Bu uygulamanın beğeni topladığını düşünerek inşaallah seneye de devam edeceğiz. Sitede paylaşım gayet azaldı ise de sizdende benzer konuda paylaşım bekliyorum. Sizde evinizdeki takvimlerden paylaşmaya değer bilgileri kaybolmama adına paylaşmanızı bekliyorum.
Bu arada yeni yıl kutlaması BİZE AİT bir gelenek kültür olmadığı için yeni yılınızı kutlamıyacağım. Derimki: Allah her zaman sağlık, sıhhat ihsan etsin hepimize. Günlerimizi razı olduğu şekilde geçirmek nasip eylesin. Yarın utanacağımız bazı hallerdende bizi korusun, diyorum.
Teşekkür ederim.
Takvimden yapraklar. - Ptsi Ara. 27, 2010 9:45 pm
İYİ ARKADAŞ
Rasülüllah (sav) buyurdularki:
"İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince ya elbiseni yakar veyahut da sen onun pis kokusunu alırsın" (Buhari)
"Sadece müminle arkadaşlık et. Senin yemeğini müttaki olan yesin." (Tirmizi)
Müminden başkası arkadaş olamaz. Yani her müminle konuşmak, diğer beşeri münasebetler, ziyaretler, selamlaşmalar vb. caizdir.(Yani yapılabiilir) Ama evine davet edip yemek yedirecek kadar ileri seviyeye götürülecek bir arkadaşta ahlak aranmalıdır. Bir başka deyişle ahlaklı olmayan gevşek bir müminle arkadaşlık, yemeğe çağrılacak kadar ileri gitmemelidir.
Gerçekten de
arkadaş vardır, selamlaşılır;
arkadaş vardır, sokakta beraber gezilir;
arkadaş vardır, çayhanede oturulup çay içilir;
arkadaş vardır, evde bile beraber oturulabilir;
arkadaş vardır, zaman zaman evlerde yemek yenir.
NE KADAR DOĞRU, PEYGAMBERİMİZ (SAV) HAYATIN TAM ORTASINDAN KONUŞUYOR.
Takvimden yapraklar. - Salı Ara. 21, 2010 10:25 pm
ŞEYH SADİ ŞİRAZİ' DEN ALTIN ÖĞÜTLER
Hak Teala'nın lutuf ve ihsan buyurduğu bahta ve rızka kanaat etmeyen kimse Rabb'ini bilmemiş ve O'na itaat etmemiş olur.Ey bir yerde durmayan, sebat etmeyen, rızık için didinip duran, koşan kişi! Sakin ol, yuvarlanan taş üzerinde ot bitmez.
Ey iyi insan!Bir insanın iki şeyi dostlarına haramdır: Biri, onuun malını haksız yere alarak yemek; diğeri, arkasından iyi olmayan bir şekilde konuşmaktır. Biri senin yanında başkasının aleyhinde konuşuyorsa,zannetmeki başkasının yanında seni metheder. Benim nazarımda bu dünyada en akıllı insan, kendisiyle meşgul olup, başkalarından gafil olandır. (Kendi hatasıyla uğraşır da başkasının hatasıyla uğraşmaz.)
Ey laf taşıyıcı! Düşmanım bile yüzüme karşı kötü bir şey söylemiyor. Sen ondan daha büyük düşman olmasan, onun arkamdan söylediğini, gelip te yüzüme karşı söylermisin? Söz taşıyan, eski düşmanlıkları yeniler, kinleri tazeler. En yumuşak insanları bile çileden çıkarır.
Takvimden yapraklar. - Salı Ara. 21, 2010 10:07 pm
İMAM-I RABBANİ' DEN ÖĞÜTLER.
"Ey oğlum! Bugün, her istediğini kolayca yapabilecek bir haldesin. Gençliğin, sıhhatın, gücün,kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada bulunduğu bir zamandasın. Yarar işler yapmayı niçin yarına bırakıyorsun?
İnsan önrünün en iyi zamanı olan gençlik günlerinde, işlerin en iyisi ve faydalısı, Yaratan'ın emirlerini yapmaya çalışmalısın.
Beş vakit namazı cemaat ile kılmayı elden kaçırmamalısın. Allah-Ü Teala çok merhametli olduğu, kullarına çok acıdığı için, yirmidört saat içinde ibedete, yalnız beş vakit ayırmış, ticaret eşyasından ve çayırda otlayan dört ayaklı hayvanlardan ancak kırkta birini fakirlere vermeyi emir buyurmuştur.Birkaç şeyi haram edip, çok şeyi helal etmiş, izin vermiştir.
O halde yirmidört saatte bir saat tutmayan bir zamanı, Allah-ü Teala'nın emrini yapmak için ayırmamak ve zengin olupta malın kırkta birini müslümanların fakirlerine vermemek ve sayılamıyacak kadar çok olan, helal ları bırakıp ta haram ve şüpheli olana uzanmak, ne büyük bir inat ve ne derece insafsızlık olur.
ŞİİR
Evvel sende yücelerden uçardın.
Şimdi enginlere indin mi gönül?
Derya deniz, dağ-taş demez geçerdin,
Karadan enzilin aldın mı gönül?
KARACAOĞLAN
NOT: "enzilin" sözü ne anlama gelir bilemedim. İnternet sözlükte aradım bulamadım Bilen varsa yazabilir.
BABALAR GÜNÜ OLMASA DA OKUYUN - Ptsi Ara. 06, 2010 9:45 am
alıntı- SAİT ÇAMLICA
“Senin baban sana hiç ‘Canım oğlum! Yavrucuğum!’ diye hitap etti mi?” sorusunu birçok arkadaşıma sordum. Böyle bir soru sormamın sebebi, Kuran’da Peygamberlerin evlatlarına hitap şeklinin dikkatimi çekmiş olmasıydı.
“Baban sana hiç ‘Canım, Yavrucuğum!’ diye hitap etti mi?” sorusunu sorduğum arkadaşlarımın büyük bir kısmının ailesi dindar insanlardı. Soruyu duyan arkadaşlarımın nerdeyse hepsi bu soruma güldüler. Babalarının kendilerini hitap şeklini de söyledi bazı arkadaşlarım. Ancak o hitap şekillerini buraya yazmayacağım.
Hz. Lokman üç ayrı yerde ve üç ayrı konuda nasihat ve tavsiyede bulunurken, oğluna “Ey oğulcuğum (yavrucuğum) diye hitap etmektedir. Arap dilinde burada kullanılan şekliyle bu kelime, bir babanın oğluna karşı söz söylerken tayin edeceği sevgi ve şefkati belirten, en yoğun duygu yükü taşıyan kelimdedir.
Konuyla ilgili ayetler;
Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür. (Lokman 13)
(Lokmân öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrucuğum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir, (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır. (Lokman 16)
Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir. (Lokman 17)
Aynı ifadeyi Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’e hitabında, Hz. Nuh’un oğluna hitabında, Hz. Yakub’un oğlu Yusuf’a hitabında görmekteyiz. Bu hitabın Türkçede “Yavrucuğum” sözü ile karşılandığı bilinmektedir.
Hz. Nuh (as), kendisine isyan edip inançsızların arasına karışan oğluna bile “Oğulcuğum! Yavrucuğum!” diye hitap eder.
Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, gemiden uzakta bulunan oğluna: Yavrucuğum! (Sen de) bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma! diye seslendi. (Hud 42
Günah işleyen evladını evlatlıktan silen babalar, bunu din adına, ihlas adına yapıyorlar maalesef. İnsandan son nefesine kadar ümit kesilmeyeceğini bilen Nuh (as)’ın, inançsızlarla birlikte olan oğlunu kurtarma çabası herkese örnek olmalı. İnsandan ümidini kesen Allah’tan ümidini kesmiş olur. Hele de bu insan kendi evladınızsa, ona kaşı çok daha fazla sabırlı olmak zorundasınız.
Sayın Vehbi Vakkasoğlu, bir muhabbet esnasında Bülent Bakiler’e, “Siz annesi için çok güzel şiirler yazan değerli bir şairimizsiniz. Fakat babanız için hiç şiriniz yok! Bunun sebebi nedir?” diye sorar.
Şair adeta kükrer: “Nesine şiir yazacağım babamın! Hayatı boyunca bana bir kere bile sarılıp “Oğlum!” dememiş adama nasıl şiir yazacağım? Öleli yıllar oldu, daha ben ona bir Fatiha okuyamadım. Sen şiirden bahsediyorsun!”
Vehbi Vakkasoğlu: “Ağabey, siz duygularını çok iyi anlatan açık sözlü bir şairsiniz. Babanıza bu konuyu hiç açmadınız mı?” diye sorar.
Bülent Bakiler: “Açmaz olur muyum? Memleketimdeydim. Milletvekili adayı olarak çalışıyordum. Konuşmalarım büyük takdir topluyor ama babam hiç oralı olmuyordu. O günlerde bu konuyu babama sordum. Bana niçin ilgi göstermediğini, yüreğini bana niçin açmadığını merak ettiğimi belirttim. ,
Babam gözleri yaşlı olarak bana; “Oğlum, ben de babamdan sevgi görmedim. Görmediğimi gösteremiyorum” dedi.
Sayın Vehbi Vakkasoğlu bu hatırasını anlattıktan sonra şunları ekliyor.
“Gerçekten de, insanın görmediğini göstermesi zordur. Bu yüzden, babalarından sevgi görmemiş babalara çok mühim bir görev düşüyor. Yaşadıkları sevgisizlik çemberini kırıp parçalamak ve görmediklerini göstererek çocuklarını sevgiye doyurmaktır. Yavuz Bülent Bakiler bunu başaran bahtiyarlardandır.
Öğretmen öğrencisine sormuş:
“Eşeğin kaç ayağı var?”
Çocuk hemen cevap vermiş:
“İki..”
Öğretmen şaşırmış ve tekrar sormuş:
“Neden iki, eşek dört ayaklı olmaz mı?”
Çocuk tüm anne babaları düşündürmesi gereken şu çok ibretli cevabı vermiş:
“Öğretmenim, babam bana hep “Eşek oğlum!” der. Ben iki ayaklı olduğuma göre, demek ki, eşek de benim gibi iki ayaklıdır…”
ALINACAK DERSLER
Lokman (as)’ın oğluna nasihatlerinden alınacak ilk ve en önemli ders, “Bir babanın evlatlarıyla konuşma üslubu” olsa gerek.
Allah (cc), Lokman (as) vasıtasıyla tüm babalara, “Evladınıza karşı Lokum gibi tatlı dil ile hitap edin” diyor.
“Babamdan görmedim ki!” diyenler, babalarını değil, Hz. Lokman’ı örnek alsınlar.
NOT: Böyle güzel bir yazıyı farketmemi sağlayan RAHMELİ ye teşekkür ederim. Yüreğine sağlık.
OGUZ BOYLU, BOZKURT SOYLU, EY TURK OGLU! SOYUN SURSUN, KADERIN GULSUN, BASIN DIK, ALNIN ACIK, KILICIN KESKIN, OCAGINIZ MUTLU BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN. - Paz Kas. 21, 2010 12:11 am
Çok geçte olsa
bende herkezin Kurbanı nı ve Kurban bayramını kutlarım.
Nice bayramlara sağlık sıhhat ve hep beraber inşaallah..
böncü ailesine baş sağlığı - Ptsi Kas. 08, 2010 6:45 am
Sevgili meslektaşıma Sabırlar diliyorum.
"Anne" demek dünyanın yarısı, belki tamamı demektir.
Annesiz insan kanadı kırık, başı yerde insan demektir.
Onun yerini hiçbir şey dolduramaz.
Allah mekanını cennet etsin.
??? Size Bir Soru ??? - Ptsi Kas. 08, 2010 6:35 am
excelsa demiş ki:malesef hala var abi , binde bir dahi olsa var. öğretmen arkadaşlarla şahit olduk. başarılı bi kız öğrenciyi okutması için babasına telkinde bulunulmasına rağmen okutmicam Kur'an kursuna yollicam cevabını verdi. tabi din elden gidiyor demedi.
Kuran Kursuna yollamakta bir okutma şekli değilmidir?
Hemde diğer bütün okumaları etkileyecek bir okutmadır.
Bence örneğiniz yanlış.
Bu arada Okumak istemeyenlere de bir hak tanımak lazım.
Ne demek mecburen eğitim?
Belli bir yıla kadar mecburi olması neyse de, fazlazı fazla.
Takvimden yapraklar. - Ptsi Kas. 01, 2010 7:53 am
MİSAFİRİN VAZİFESİ NEDİR? 2
Misafir, arzu ettiği şeyleri istememeli,gelen ile yetinmelidir.
Eğer ev sahibi, birkaç yemek ismi sayıp, "hangisini hazırlayayım?" diye sorarsa, külfetten uzak, sıkıntıya sokmayacak şekilde daima kolay,ucuz ve zahnetsiz olanını tercih etmelidir. Peygamber efendimiz (sav) serbest bırakıldığı iki şeyden, daima hafifini, kolay olanını tercih ederdi.(Buhari)
Atalarımız,"Misafir umduğunu değil,bulduğunu yer" demiştir.
Ekmeğe hürmet gerekir. İnsanı ayakta tutan ve ibadet etmeye imkan veren her yemek berekettir, onu beğenmemek doğru olmaz. Sadece ekmekle sirke bile verilse küçümsenmemelidir.Peygamberimiz (sav):
"Bir evde ekmeğe katık olarak sirke varsa, bu ev yoksul sayılmaz" (Tirmizi)
" Ya Rabbi, sirkeye bereket ver. Sirke, ne güzel nimettir. Benden önceki enbiyanın katğıda sirke idi.Sirke olan, başka katığa ihtiyacı yoktur." (ibn Mace)
(Ne sirkesi? Hangimizin evinde sadece sirke kalacak kadar fakiriz?)
Ev sahibinin hoşuna gitmeyecek hareketlerde bulunmamalı, çirkin hareket ve sözlerden uzak durmalıdır.
Takvimden yapraklar. - C.tesi Ekim 30, 2010 9:28 am
CENNETTEKİ NİMETLER
( Hemen söyleyelimki Cennetteki nimetler sayılmayacak kadar çoktur. Burada sadece bir takvim yaprağının alacağı kadar yazılmış)
Yüce Allah kullarına cennette pek çok nimet hazırlamıştır. Onlardan birkaçı şöyledir:
Manzara hayranları için "Altlarından nehirler akan cennetler" (talak 65\11)
Giyimi kuşamı sevenler için "Cennetki elbiseleri ipektir" (Hac 22\23)
Ziyneti (süsü) sevenler için "Orada altın bilezikler takarlar" (Keff 18\31)
Et gibi yiyecekleri sevenler için "İstedikleri cinsten kuş etleri" (Vakıa 56\21)
İçecekleri, sütleri, temiz şerbetleri sevenler için "Cennette temiz su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları,içenlere zevk veren içecek ırmakları,süzme bal ırmakları vardır:( Muhammed 47\15)
"Tertemiz şarap ( Arapçada içilen şey anlamındadır) içerler.(İnsan 76\21) Kur'an-ı kerimde cennet ehline verilecek "tertemiz şarap"tan maksat temiz bir içecektir. Alkaollü olan şarab ile bir alakası yoktur.
Hizmet edilmesinden hoşlananlar için "çeşitli hizmetçiler onların etrafında dururlar. (Onlara hiç itiraz etmeyen hizmetçiler vardır) (Tur 52\24)
Meyveleri sevenler için "Canlarının istediği meyveler vardır. (Mürselat 77\42)
(Bu kadar güzel sözlerden sonra birde Cehennemi anlatıp ta ağzınızın tadını- keyfinizi bozmayalım isterseniz.)
Takvimden yapraklar. - C.tesi Ekim 30, 2010 9:08 am
(Bu kulvarı epey boş bıraktık. Bir çok güzel bilgilerde kaynayıpta gitti.)
MİSAFİRİN VAZİFESİ.
Misafirin gözetmesi gereken edeplerden bazıları şunlardır:
-- Davete geç kalmamalı, erken de gidilmemelidir. Sırf yamak için değil, ev sahibini memnun etmek için gittiği belli olmalıdır.
Atalarımız ne demişler:
Gönül ne çay ister,ne kahvehane
Gönül sohbet ister, kahve bahane.
-- Misafir sağına soluna bakmamalı, sıkıntı vermekten çekinmelidir.Ev sahibinden izinsiz bir başka misafire bir şey ikram etmemelidir. Ev sahibinin gösterdiği yere oturmalı,ev sahibi teklif etmeden imam olmamalıdır. Hadis-i Şeriflerde buyurulduki:
-Misafir olan kimse, ev sahibine imam olmasın.
-- Sofraya edepli bir şekilde oturmalı ve bu edebi sonuna kadar muhafaza etmeye çalışmalıdır. Yine Efendimiz (sav) buyurdularki:
-Yemek yerken yaslanmam. Ben Allah'ın kuluyum;kul nasıl yerse öyle yer, öyle otururum.
Son tavsiye de benden ama ev sahiplerine:
-- evde misafir varken sakın sohbetleri öldüren TV yi açmayınız. Tv kapalı olursa öyle güzel sohbetler oluyorki. Yoksa TV den birbirimizle doğrudürüst konuşamadan misafirlik bitiyor.
yıl 2003 görüntüleri 1. bölüm - C.tesi Ekim 30, 2010 8:51 am
Tevfik Hocam. Köye hizmeti çok olanlardan.
Allh mekanını Cennet etsin.
Teşekkürler:
Bilal Yavuz.
Hasan Pala ve
Yöneticiye...
TÜKENİYORUM RABBİM!... - Ptsi Ekim 11, 2010 9:15 pm
sayın aybüke.
Yazı sizin kaleminizdenmi çıkıyor, yoksa bir alıntımı?
Her iki durumda da teşekkür ederim bu güzel yakarış için.
BÖYLE "OĞUL"OLMAZ OLSUN. - Perş. Ekim 07, 2010 10:34 pm
Ne günlere kaldık?
Allah çarçabuk aklımızı başımıza almayı nasip etsin. Ahlaki dejenerasyon yaşıyoruz.Çabuk toparlanmamız gerekir.
İSTANBUL'DAKİ ISPARTA - Perş. Ekim 07, 2010 10:26 pm
İstanbul dan döneli bir haftayı çoktan geçiyor. Size oralarla alakalı hiç yazılamayanları yazmak isterdim ama ne mümkün. İstanbul hakkında o kadar çok şey yazıldı ki. Ben yeni ne yazabilirim diye düşündüm, bir yazı çıktı. İkinci yazı da bu olacak.
Efendim anlatacağım şeyi anlatmadan önce az bir miktar siyasete girmeliyiz. Isparta belediye başkanı Hasan Balaman ın son günlerde kampanyalarında değişik bir Isparta dan bahsediyordu. Geleceğe ait projeler. Isparta ya yüksek binalar yapılacaktı. Balaman kazanamadı, projeler de kaldı. Bakalım Isparta gökdelene benzeyen yapıları ne zaman görür.
Efendim İstanbul'dan Edirne'ye gittik. Orada muhteşem Selimiye camiini gezdik.Göğsümüz kabardı. Hemen ifade edelim. Edirne'de Selimiye kadar önemli, bilinmeyen ama görülmesi gereken bir cami daha var: ESKİ CAMİİ. Gidenlerin muhakkak gürmelerini tavsiye ederim.
İşte Edirne'den dönerken İstanbul'a girişte bir tabela dikkatimi çekti. Yanlışmı görüyorum derken aynı tabeladan birkaç tane daha görünce hayretim meraka dönüştü:İstanbul'un Rumeli tarafından girişine yeni bir yerleşim yeri yapmışlar, zannederim bir semt. Adını da ISPARTAKULE koymuşlar. Tabi otobüsle geçerken o Ispartakuleleri de gördük. Bizim afişlerdeki gibi yüksek yüksek binalar yapmışlar, Koca bir semt olmuş. Proje kimin aklından geçti, ismi kim koydu,bilmiyorum güzel bir sürpiz oldu.( Onuda İbrahim Gül abimiz biliyorsa söyler)
O taraflara yolu düşenler görebilirler.
bu görüntüler hiçbir yer de yok (video) - Perş. Ekim 07, 2010 9:45 pm
Görüntüler için çok teşekkür sayın yönetici. Bizi baya eskilere götürdünüz.
Itri'nin ikinci sorusu benimde dikkatimi çekti. Bilen varsa cevaplayabilir.
PANORAMA 1453 - Çarş. Eyl. 22, 2010 10:09 pm
Rafet bey;Fotoğraf makinesi var,varda buraya nasıl konur, nasıl edilir,bilmiyorum. Teknoloji fakiriyiz biraz...
PANORAMA 1453 - Salı Eyl. 21, 2010 9:19 am
Bir-iki gündür İSTANBUL'U GEZİYORUM.
Daha önce geldiğimden farklı olarak bazı yenilikleri vardı. Bunlardan birisi Topkapı surlarının önüne inşa edilmiş olunan "Panorama 1453" müzesi, görseli, festivali diyelim.
Yer olarak gerçekten çok uygun yer düşünülmüş, Topkapı surlarının tam önü. Gösteriden çıkınca gerçek surları tam önünüzde buluveriyorsunuz.
Uzatmayalım, bahsedilen yere girdim. Fatih'in animasyon filimini ve içeride karşılaşacağınız şeylerin birkaç dilde sesli anlatımını içeren bir cihaz kiralayabiliyorsunuz. Girişte İstanbul ve Fatih le ilgili hemen hemen tüm yayınlar var. Ve gösteri yapılan yere gidiyor iken duvara Fatih'in ve İstanbul'un minyatür resimleriyle beraber bazı önemli ve güzel bilgiler verilmiş. Bende bazı şeyleri ilk öğrenmiş oldum.
Üst kata, Panorama bölgesine geçince gerçek bir fetih görkemi bütün boyutuyla sizi yakalıyor. 3 boyutlu resimlerle ve top sesleri eşliğinde muhteşem bir manzaraya şahit oluyorsunuz. Kenarınızda büyük şahin topları, oklar, kılıçlar, kalkanlar, zırhlar... Herşey dekor çok iyi ayarlanmış. Memnun olarak, bilgilenmiş, gözümüz ve gönlümüz doymuş olarak orayı terkederken bu projeyi kimlerin yaptğı, kaç ressamın çalıştığı, projenin kaç yılda tamamlandığı gibi teknik bilgiler var. Bu şekliyle Dünyada bir ilk olarak ifade etmişler.
İstanbul'a yolu düşenlerin Panorama 1453 e uğramalarını şiddetle tavsiye ediyor,emeği geçenlere teşekkür ediyorum.
RAMAZAN DİNLETİLERİ... - Perş. Eyl. 02, 2010 9:22 pm
Aslında Ramazanın başında koymamız lazımdı..
Ama o kadar güzel ki, Ramazan dışında da dinlenebilir..
RAMAZAN DİNLETİLERİ... - Paz Ağus. 15, 2010 11:27 am
Ömer karaoğlu dinlenmesi gereken bir ses tir. Buyrun ses ziyafetine...
unutulmayanlar - Paz Ağus. 15, 2010 11:23 am
Evet Allah razı olsun. İnsanımıza kim yatırım yapıyorsa.
Adem hocayla bir yıl görev yaptık, çok aktif insandı. Eminim gittiği yerde de aynı enerji ile ( belki daha fazlası ile ) yoluna devam ediyordur.
Mustafa hoca Isparta dan evlenince şimdi tam Isparta lı oldu dediniz. Adem hoca da Isparta dan evli ama aldı götürdü işte. Ne diyelim: İstisnalar kaideyi bozmaz mı?
SAV' DA BİR İLK - Paz Ağus. 15, 2010 11:18 am
Merkezi sistemden kaynaklanmıyor. Bazı istemezuk çülerin sesi daha fazla çıktığı için o uygulama kalktı. Benimde çok hoşuma gidiyordu.
Genel kuraldır. bir taraf seslenirken diğer taraf sesini çıkaramazsa sesi çıkanların dediği olur.
Ispartanın en gezilesi görülesi yeri sizce neresi? - Paz Ağus. 15, 2010 11:10 am
Profil isminiz davraz olurda Davras ı nasıl atlarsınız, anlamıyorum.
Kayak merkezi, Olukbeli ve zirvesiyle gidenler bilir harika bir yer.
















» Neler Oldu?
» Abdullah Soylu
» Dualarımı kbul edermisin ALLAH'IM
» Yanlış Hayatın Peşinde Koşmayacaksın!
» bayramınız kutlu olsun
» RAMAZAN DİNLETİLERİ...
» oruçsuz, fatih sokakların da dolaşmak.
» ramazan ayı 2011
» Ne demiş Ne demiş?